16 Ekim'de 55 adet yavru köpeği kuduz şüphelisi oldukları gerekçesiyle öldüren İBB, İstanbul genelindeki çalışmalarını (!) büyük bir kararlılıkla sürdürüyor:

Beykoz Şahinkaya Mezarlığı'nda hayvanseverler tarafından bakımları sürdürülen 3 sokak köpeği, uyuşturucu tüfek kullanılarak 34 BB 8896 plakalı İBB yakalama ekibince toplanmış, bu köpeklerden biri uyuşturucunun etkisiyle şoka girmiştir. Belediyenin Tuzla Barınağı'na götürülen bu köpeklerin durumunu soran hayvanseverler, şoka giren köpeğin öldüğünü öğrenmiştir, diğerlerinin ise akibetleri belli değildir. Hayvanseverlerin tüm direnişlerine rağmen köpekleri toplayan ekipteki Reşat Aladağ isimli köpek toplayıcı, telefon görüşmesinde, "Aldığım köpek zaten hastaydı, ölümünün benim attığım uyuşturucu iğneyle ilgisi yok" diyerek kendisini olaydan sıyırmaya çalışmış ve hayvanseverlerin tepkilerini işaret ederek "Bugüne kadar hayvanlara iyi davrandım, bundan böyle kötü davranacağım" diye de eklemiştir.

- İBB'nin öldürdüğü son köpek -

Beykoz'daki hayvan korumacılar ise İBB'ye ait toplama aracını sık sık gördüklerini söylüyor. Uzun süredir yöre halkı tarafından tanınan, hayvanseverlerce bakılan, kısırlaştırılmış, aşılı ve saldırgan olmayan (saldırgan, aşısız, kısır olmayan olsa bile bu şekilde muamele görmeyi hak etmez) bu köpekler neden toplanmıştır? Sapasağlam, hiçbir hastalığı bulunmayan bu köpek neden ölmüştür? (Cevabını biliyoruz, yüksek doz uyuşturucudan, kullanılan uyuşturucunun canlı hayatı açısından ciddi derecede risk teşkil ettiğinden...)

İBB'nin zaten kısırlaştırılmış köpekleri tekrar toplamasındaki amaç nedir? Toplama araçları neden Beykoz'u sık sık ziyaret etmektedir?

Belli ki tepkimizi koymazsak İBB durmayacak, yoluna devam edecek ve daha birçok köpek ölecek.

                                                                 O Artık Yaşamıyor

O artık yaşamıyor. İBB'nin öldürdüklerinden sadece biri...

Bilgi Edinme Kanunu kapsamında İBB Veteriner Hizmetleri Müdürlüğü'ne yöneltmiş olduğumuz hayvan itlafı ile ilgili soruların çoğu yanıtsız bırakılmış, yönetim kurulu üyelerimizden birinin sorularının içinde üç aylıktan küçük hayvanların kuduz olamayacağı  ifadesi yer almazken, İBB Veteriner Hizmetleri Müdürü Hasan Gençdal " (...) bunu hangi akademik kimlikle iddia ediyorsunuz bilmiyorum; fakat laboratuar sonuçları üç (3) aylıktan küçük hayvanların da kuduz olabileceğini ortaya çıkarmıştır.  Ayrıca barınağımızda yaşanan üzücü olaya sebep olan kişinin ifadesine inanıp inanmamak sizlerin takdirine kalmıştır." cevabını vererek asıl soruları yanıtlamaktan ve talep ettiğimiz belgeleri tarafımıza ulaştırmaktan kaçınmıştır.

İBB web sitesinde yayınlanan basın açıklamasını değil, sorularımızın cevaplarını görmek istiyoruz. Buradan İBB'ye tekrar soruyoruz:

- Son toplanan İSTANBUL İL HAYVAN SAĞLIĞI ZABITASI KOMİSYONU'nca halen geçerli sayılan 2007-03 numaralı ve 09.10. 2007 tarihli kararda,

"Müşahede yeri olmayan İlçe ve Belde Belediyeleri ile köylerde hastalıktan şüpheli hayvanların müşahede altında tutulması amacıyla müşahede yerlerinin yaptırılmasına,

Hastalık Mahallinde İl/İlçe Tarım Müdürlükleri, Sağlık Müdürlüğü, Belediyeler ve Muhtarlıkların koordineli bir şekilde çalışmasına, özellikle hastalık çıkmış bir mihraka ait karantina bölgesinde, karantina süresince yenilenen kuduz olaylarının yaşanmaması için sorumlu tüm kurum ve kuruluşların çalışmalarında aşırı hassasiyet ve işbirliği göstermelerine, temizlik ve dezenfeksiyon işlemlerinin eksiksiz olarak yapılmasına
"

HYHKD'nin Notu : Müşahede yerlerine konmuş hayvanların, hastalanmaları ve ölümleri halinde herhangi bir kuşkuya mahal vermemek için en iyi şekilde ve şartlarda gözetilip beslenmesi gerekir.

TARIM ve KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü'nün 2009/10 sayılı ve
04.02.2009 tarihli genelgesinde,

"Kuduz hastalığından şüphe edilen hayvanlar için müşahede yeri bulunmayan yerel yönetimlerin en kısa sürede yeterli kapasite ve donanıma sahip müşahede yeri oluşturması, mevcut olanların ise rehabilitasyonunun sağlanması, müşahede yerlerinin gerekli kayıt ve kontrol işlemlerinin yerel yönetimlerde görevli veteriner hekimlerce yapılması ve kuduz riskli temasa sebep olan sahipsiz hayvanların toplanması ve müşahede yerine taşınması sırasında kolluk kuvvetlerinden ve hayvanları koruma ile uğraşan sivil toplum kuruluşlarından da destek alınması için gerekli koordinasyon sağlanacaktır" denilmektedir.

Hayvan sağlığı ve hakları konusunda çok titiz davrandıklarını iddia eden İBB yetkilileri, öldürdükleri hayvanların imhasını meşrulaştıran 3285 sayılı Hayvan Sağlığı Zabıtası Kanunu hükümlerini ve komisyon kararlarını bilmekte midir? Çünkü, kendi ekipleri kuduz karantinası altındaki bir bölgeden köpek toplayarak barınağa getirmiştir. Bu bölgeden köpek toplamalarındaki amaç nedir? Kurumlar arasında etkin koordinasyon ve işbirliği içerisinde hayvan sağlığını korumak, salgın ve bulaşıcı hayvan hastalıkları ile mücadele etmek, ülke içindeki hayvan hareketleri ile hayvan ve hayvansal ürünlerin sevkine dair tedbirleri tespit etmek ve uygulamaya konulmasını sağlamak üzere toplanan komisyonun aldığı kararlar neden uygulanmamış ve yerel yönetimlerce uygulanması kanunî zorunluluk ve yükümlülük olan müşahede uygulaması neden gerçekleştirilmemiştir?

- Toplamda kaçı yavru, kaçı yetişkin köpek öldürülmüştür? Mahallî hayvan sağlık zabıtası komisyonunca alınmış olan herhangi bir itlaf kararı var mıdır? Hastalığın çıkışının ihbarı yapılmış mıdır? Hastalık çıkış raporu düzenlenmiş midir? Bu kararı ve hastalık çıkış raporunu görmek istiyoruz.

- Öldürülen hayvanlar ne şekilde öldürülmüştür? Bu hayvanlar öldürülürken hangi madde kullanılmıştır? Bu hayvanların öldürülmesi sonucu hazırlanması gereken tutanağı görmek istiyoruz.

- Bölgeye kuduz karantinasını duyuran tabelalar asılmış mıdır? Herhangi bir karantina tedbiri alınmış mıdır? Alınmışsa bu önlemler nelerdir?

- Veteriner Hizmetleri Müdürü Veteriner Hekim Hasan Gençdal, hayvanları kısırlaştırarak ve öldürerek mi rehabilite etmektedir? Hekimlik bunu mu gerektirmektedir?

H. Gençdal'a NOT : Rehabilitasyonun kelime anlamı, iyileştirmedir. Medikal terminolojide ise rehabilitasyon, canlı organizmasının fizyolojik ve anatomik bozukluklarının medikal, cerrahi ve fiziksel yöntemlerle ve yardımcı cihazlarla tamamen veya kısmen giderilmesi ve hastanın fiziksel ve sosyal yönden olası olan tam bağımsızlığının sağlanmasıdır. Kısırlaştırma operasyonu sonucunda, hayvanlar üreme organlarını yitirmekte, bu operasyon sonrasında ciddi hormonal değişiklikler geçirmekte, yani doğal yapısından uzaklaşmaktadır. Bu nedenle, kısırlaştırma kesinlikle bir rehabilitasyon metodu olarak tanımlanamaz. Aksine, kısırlaştırılan hayvan rehabilitasyona muhtaç hale gelmiş demektir.

- Dernek üyelerimizle birlikte defalarca Belediyenizin Hasdal Geçici Bakımevi'ni ziyaret ettik. Her ziyaretimizde birbirinden farksız, hayvanlar açısından korkunç manzaralarla karşılaştık. Kısırlaştırma operasyonlarının hayvanların hastalıkları, fiziksel ve yaşlılık durumları gözönünde bulundurulmaksızın yapıldığını, hayvanların anesteziden çıkmadan ıslak, soğuk, pis bir zeminin üstüne gelişigüzel atıldığını, barınaktaki görevlilerin ise gerek yakalama, gerekse geri bırakma sırasında hayvanlara insanlık dışı muameleler uyguladığını gördük. Görevlilerin yaklaşımı böyleyken, bu hayvanlar görevlilerin gözlerinden ırak şekilde yaşamaya çalışırken, İBB barınaklarında çalışanlar hayvanların yüzlerini ya da belirgin özelliklerini nasıl tanımlayıp, "kuduz şüphelisi" olarak tanımladığınız hayvanı tespit etmiştir? Hayvan sağlığı için hiçbir tedbir ya da izolasyon kuralı yerine getirilmezken, bu hayvanların "kuduz şüphelisi" olarak tanımladığınız hayvan tarafından ısırıldığı nasıl saptanmıştır? Ellerini hayvana sürmemek için ellerinden geleni yapan, hayvandan iğrenen görevliler, kafes başında nöbet mi tutmaktadır?

CEVAP BEKLİYORUZ !.. Talep ettiğimiz cevapların verilmemesi durumunda da  TBMM Dilekçe Komisyonu da dahil olmak üzere konuyla ilgili üst kurullara başvuracağımızı bildiriyoruz.


Bu yavru kediyi goren bir hayvansever, trafik kazasi sonucu ayagi kirildigi zanniyla ucretsiz tedavi ettirmek icin Istanbul Buyuksehir Belediyesi'nin Fatih Hayvan Hastanesi diye anilan tibbi donanim bakimindan yoksun merkeze goturmus.

2009_09_uc_bacakli_yavru_03.jpg picture by hyhkd

IBB hekimleri, kedinin bacagini yanlis bir yontemle ampute etmis, sonunda tedavisinin tamamlandigi iddiasiyla "sokaga salabilirsiniz" diyerek taburcu etmis. Kedinin iltihapli, alinmamis dikislerini farkeden hayvansever maddi olanaklari cok kisitli oldugundan yavru kedinin bakim ve tedavisi konusunda yardimimizi istedi ve karton bir koli icinde bize getirdi.

Kendisi boyle bir vakayla daha onceden karsilasmamis oldugu icin bu yavruya bakamayacagina kanaat getirdik ve durumu ciddiyetini koruyan yavrunun bakim ve tedavisini ustlenmek zorunda kaldik.

2009_09_uc_bacakli_yavru_02.jpg picture by hyhkd

Yavruyu muayene icin klinige goturdugumuzde bizim de tahmin ettigimiz gibi operasyonun yanlis yerden acilarak yapildigi, yaranin enfekte oldugu soylendi. Su anda klinikte tedavi altinda. Antibiyotik uygulaniyor ve toparlanmasi icin protein bakimindan yuksek olarak besleniyor. Enfeksiyonu gerilemeye basladi, istahi yavas yavas yerine geliyor.



İstanbul Büyükşehir Belediyesi hayvan toplama ekipleri, kuduz karantinası altında olan Habipler'den toplamış oldukları irili, ufaklı köpekleri kendi barınakları olan Hasdal Geçici Bakımevi'ne getirir ve tamamını aynı kafese koyar.  (İBB, bu yaptığıyla zaten amacını belli etmiştir.)

Barınağa getirilenlerden bir yavru köpek, belediye barınağında gönüllü olarak çalışan bir hayvansever tarafından diğer büyük köpeklerce parçalanabileceği endişesiyle alınır ve barınakta mevcut olan diğer yavru köpeklerin yanına konulur. Yeni bölmesinde yaşıtlarına kavuşan yavru, hemen arkadaşlarıyla oynamaya başlar, onları da oyuna katmak için elinden geldiğince çırpınır, henüz belediye barınağının ne demek olduğunu bilmez. Bu yavru köpekte, görünürde ya da hissedilebilir şekilde herhangi bir hastalık belirtisi veya anormallik yoktur. Gayet sağlıklı bir şekilde yemeğini yemeye, arkadaşlarıyla oynamaya devam eder ve yaşamını sürdürür, ama yaşamı beklediği kadar uzun sürmeyecektir. Çünkü, senaryo çoktan yazılmıştır. Belediyeye ekstra yük bindiren tüm köpeklerden ve belediyeye göre, barınağa gelip belediyenin işini bozan ve her şeye burunlarını sokan hayvanseverlerden kurtulmak istenmektedir.

Barınakta çalışan görevliler, kuduz karantinası altındaki bölgeden aldıkları bu yavrunun, arkadaşlarından birkaçını ısırdığını gördüklerini, -ki yavru köpekler birbirleriyle oynarken çok rahat birbirlerini ısırabilirler- yavrunun ısırdığı köpeklerin de anormalleştiğini ve salya akıttığını iddia eder (Yanındaki köpek, kuduz olsa bile anında salya akıtmaya başlaması kuduz hastalığının seyrinden ötürü mümkün değildir) Bunun üzerine, görevliler yavruyu diğerlerinden ayırarak başka bir bölmeye koyar. Burada muhtemelen kötu muamele ve tecritten ötürü morali bozulup yemeğini yememeye başlayan yavru, ertesi gün ölü şekilde bulunur. Belki de diğer köpekler arasından alınırken tekmelenmiş, boynundan kıskaçla kaldırılıp diğer tecrit odasına atılmıştır.

Yavru köpeğin ölüsü, Pendik Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsü'ne gönderilir. Enstitüden gelen raporda, ölen yavrunun kuduz olduğu yazar, yani beklenen cevap alınmış ve hayvanların öldürülmesi için gereken belge elde edilmiştir. Ölen yavru ile aynı bölmeyi paylaşan, onunla temas ettiği düşünülen tüm köpekler öldürülecektir. Her gün onların bakımını yapan, onları seven, gözeten hayvansever gönüllüden bu hayvanları karantina amacıyla bir yere toplaması istenir.  Gönüllü hayvansever de aldatılmıştır.

16 Ekim sabahı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi veteriner hekimleri, kendi ifadelerine göre 28 (bazen de 27), gönüllülerin ifadelerine göre 55 yavru köpeği kendi yöntemleriyle öldürmüş (ayrıca bu özel yöntemlerin açıklanmasını istiyoruz), İBB yetkililerinin bu insanlıkdışı uygulamaları hakkında kişi ve kurumları bilgilendiren hayvansever gönüllülerin kartları iptal edilerek barınağa girişleri engellenmiştir.

Bu vahşetin sorumlularını KINIYORUZ !

Verecekleri cevapları bilmemize rağmen, Bilgi Edinme Kanunu kapsamında İBB'ye yönelttiğimiz soruların cevaplarını bekliyoruz !..

Katliamları meşrulaştıran 3285 sayılı Hayvan Sağlığı Zabıtası Kanunu ve uygulama yönetmeliği değiştirilsin !

Bir gunlugune bile olsa hayvanlarla empati yapmayi dusunurseniz, asagida teshir ettigimiz hak ihlallerine goz atabilirsiniz. Bunlar sadece bu yila ait olanlar ve haberdar olabildiklerimiz...

ITLAFLAR:

Turkiye'de bu yil da itlaflar bitmek bilmedi.

Image

Bu yil Turkiye genelinde sokak hayvanlarinin katledilmesi konusunda basinda en cok yer alan il Mugla oldu. Mugla'nin turistik bir sehir olmasi dolayisiyla, yerel yonetimler ve halk, hayvanlari yillardan beri yasadiklari sokaklardan arindirmak icin canla basla calisti. Mugla'nin Akyaka, Datca, Ula, Bodrum, Torba, Gundogan, Yahsi, Dalyan, Bitez yorelerinde hayvanlarin acliklarindan yararlanilarak zehirli etler yardimiyla onlari oldurduler. Yorelerine turizm katkisinda (!) bulunan bu insanlarin gozlerini para hirsi burumus olsa gerek...



Itlaflarin yapildigi diger bolgelere bakacak olursak,

Sinop'un Boyabat ilcesi, Izmir'in Torbali ve Uckuyular semtleri, Kirklareli, Erzincan'in Kemah semti, Erzurum'un Cat ilcesi, Antalya'nin Alanya ilcesi, Ankara'nin Cankaya ve Cayyolu ilceleri, Gaziantep'in Oguzeli ilcesi, Bilecik'in Bozuyuk ilcesi, Balikesir'in Bandirma ve Erdek ilceleri, Sivas, Eskisehir'in 75. Yil Mahallesi, Ordu, Agri, Canakkale'nin Ezine ilcesi, Yalova'nin Pasakent beldesi, Ardahan, Manisa'nin Turgutlu ilcesinde itlaflar bitmek bilmedi. 

Bu saydigimiz bolgelerdeki bir diger dikkat cekici olay ise,

Erzurum'un Cat ilcesinde itlafa karsi cikan ve itlafi durdurmak isteyen bir hayvansever darp edildi. Halbuki itlafa karsi cikmak neredeyse olanaksizdi, cunku cok calisan (!) belediye kilifini hazirlamisti bile: Hifzisihha karariyla itlaf uygulamasini baslatmisti.

"Ne diye ugrasiyoruz ki, yok edelim Sayin Baskan"

Canakkale'nin Ezine ilcesi, Danisment Mahallesi'nin muhtari Ahmet Uysal ise bir toplantida belediye baskanina, yillardir uygulanan, hayvanlarin basta solunum ve dolasim sistemini etkileyerek saatlerce kasilarak can cekismelerine neden olan, kendisine gore son derece basit ve maliyetsiz olan uygulama olan itlaf onerisinde bulundu.


* Muhtarın "ilkel" önerisinin kabul edilmesi durumunda karşılaşılacak manzara...

HAK IHLALLERI:

Yine Mugla...



Mugla'da bir kisiye saldirdigi iddia edilen bir kopek, elleri ve ayaklari baglanarak BALTA ile darp edilerek olduruldu.

Magandalar sadece insan cani almiyor



Her yil oldugu gibi bu yil da hayvanlar, magandalar ve avcilar zevk ugruna kopekleri oldurduler. Belediyeler ve insanlar tarafindan ormanlik, daglik alanlara atilan hayvanlar buralarda yasam savasi verirken hedef tahtasi olarak kullanildilar. 

Suurunu iyice kaybeden magandalar ise sokak ortasinda kopek vurmaktan kendini alamiyor. Sariyer, Yenikoy'de sokak hayvanlarini duzenli olarak besleyen bir kadini tehdit etmek icin bu yilin basinda bir sokak kopegi silahla vurularak olduruldu. Emniyet guclerince yakalanan Ramazan Taylan Comert isimli maganda sucunu itiraf etti. Ancak bir kopegi oldurdugu icin degil, meskun mahalde atesli silah kullanmaktan dolayi yargilanmaya basladi. Bir kopek daha olduguyle kaldi. Bu maganda da savcinin talimatiyla tutuksuz yargilanmak uzere serbest birakildi. 8 Mart Dunya Kadinlar Gunu'nde de sokak hayvanlarini besledigi icin darp edilen hayvansever de mahalle baskisinin artacagini dusundugunden tum cabalarimiza ragmen sahsi dava acmayi reddetti.

Bahcesehir Barinagi'na kapatilan hayvanlar sel nedeniyle bogularak can verdi.
 

Istanbul'da etkili olan yogun yagislardan kaynakli sel, Bahcesehir Barinagi'nda kapali olan hayvanlari da vurdu. Haberin duyulmasiyla belediyeyle iletisime gecen kisilere, belediye veteriner hekimi tarafindan "her sey kontrol altinda, gida ya da is gucu ihtiyacimiz yok" aciklamasi yapildi. Barinak yerine gidildiginde ise tablo, tam anlamiyla korkunctu. Bogulan hayvanlarin cesetleri ortada, kapali olanlarinki de kafeslerinde oylece duruyordu. Hayatta kalanlar ise aclik, sel sulari ve camurla yasamaya calisiyordu.

Kurtarma calismalari icin bolgeye gidenlere eslik eden bir muhabir, belediye baskanini yolun acilmasi icin is makinesi istegiyle aradiginda yasanan can pazarindan bihaber olan baskanin verdigi cevaplar ise dudak ucuklatan cinstendi. Hizmet icin secilmis belediye baskani, muhabiri gecenin o saatinde kendisini "rahatsiz ettigi" icin edepsizlikle suclarken bolgeye hicbir sekilde is makinesi gondermeyecegini de ilave etti.

Tek suclari hayvan olmak olan onlarca canli, kapatildiklari bu "rehabilitasyon merkezi"nde (!) bogularak can verdi.

Van'daki kirik bacakli kopegi metrelerce surukleyip cop kamyonuyla copluge attilar

ImageImage

Van'da vatandaslarca belediyeye haber verilen kirik bacakli kopegi, belediyenin temizlik iscileri once metrelerce yerde suruklemis, daha sonra da cop kamyonuyla copluge attilar. Belediyeye gelen yogun tepkiler neticesinde kopek, coplukten universite klinige nakledilmis, bir sure sonra da hayatini kaybetmisti.Köpeği otomobile bağlayıp, gaza bastı

Kopege romork muamelesi...
 
Bartin'da Mehmet Nuhoglu adli kisi, otomobilinin arkasina bagladigi kopegi metrelerce surukledi. Bir kopegin otomobil hizina erisemeyecegini dusunemeyen bu kisi, kopege adeta bir romork muamelesi yapti.
 
Denizli yine hayvan dovuslerinde basi cekti...
 
Ozellikle Acipayam bolgesi olmak uzere bolgede horoz ve kopek dovuslerine devam edildi. Ihbarlari degerlendiren emniyet gucleri olay yerine baskin yapti. Suc ustu yakalanan bahisci ve dovus organizatorlerine idarî para cezasi kesildi. Polise ifade veren dovusculer, soz konusu organizasyon hakkinda "dovus degil, guzellik yarismasi" derken, akil almaz aciklamalar yapmayi da ihmal etmediler: “Insanlar oluyor bu memlekette. Hayvanlar da olebilir, normaldir. Hayvan haklari savunuculari karsimiza ciksin. Onlar once insanlari savunsunlar” dedi. Bir baska kisi de “Boks karsilasmalarinda insanlar birbirlerini olduruyor. Once onlari engellesinler."
 
Kanatli ve Kumes Hayvanlari Koruma Dernegi adiyla faaliyet gosteren dernek ve yoneticileri hakkinda da sorusturma acildi. Dernegimiz de defalarca ayni sucu isleyen, hayvanlar uzerinden guc gosterisinde bulunmaya calisan ve kan gorerek tatmin olan kisilerden olusan bu dernegin savcilik tarafindan feshedilmesi icin basvuruda bulundu.
 
Vahşet oyunu

Denizli'nin disinda Adapazari'nda Sakarya Kumes ve Kafes Hayvanlari Ureticileri ve Tesvik Dernegi'nde, Burdur'da Kümes Hayvanlari Islah Etme ve Koruma Dernegi'ne ve Kayseri'de bir oyun salonuna yapilan baskinlarda cok sayida kisiye Kabahatler Kanunu'na muhalefetten para cezasi kesildi. Ama sadece 140 TL...

Denizli'de horoz dövüşü
 
El konulan horozlarin sokak hayvanlarina bile bakmaktan aciz olan belediye barinaklarina teslim edilmesi, kumes ve kafes hayvanlarini "koruma" amaciyla kurulmus derneklerin de yillardan beri ayni sucu isleyip de hicbir ciddi yaptirimla karsilasmamalari da dovus konusunun ele alinmasi gereken bir diger konusu.
 
Hayvan somurusunun insanlik disi oldugunun bir ornegi...
 

 
Mudurnu'da kulucka makinelerini durduran MUPI tavuk ciftligi cop posetleri icinde civciv ve icinde canli civcivler bulunan yumurtalari Mudurnu Coplugu'ne atti. Siyah posetler icinde copluge atilan civcivler gunlerce soguk hava sartlari, aclik ve susuzlukla mucadele etmeye calisip can verdiler.
 
Ayrica tavuk uretimi yapan isletmelerin her yil 500 bin erkek civcivi imha ettigi, cesitli yemlerde ve katki maddelerinde kullandiklari da bilinmekte.
 
Bicakla dogradilar, boynunu kirdilar.


 
Izmit'teki Seka Park'ta yasamlarini surdurmeye calisan iki yavru kopek biri bicakla dogranarak karni yarilmis, digeri de boynu kirilmis sekilde olu olarak bulundu. Yavrularini olu olarak bulan anne kopek, saatlerce onlarin basinda bekledi. Hayvanlara duyulan ofkenin derinligini bu haberi okuduktan sonra kesinlikle gozardi edemeyiz.
 
Puhu kusu olduruldu.

Kanadı kırık baykuş insanlara sığındı
 
Erzincan Il Cevre ve Orman Mudurlugu'nce bulunan puhu kusuna kirik kanadinin tedavi edilemeyecegi dusuncesiyle otanazi yapildi, yani olduruldu. Bu devasa kus da diger guzel hayvanlar gibi ici doldurularak tahnit olarak vitrinlerdeki yerini mi aldi yoksa?
 
Entegre tesiste "ET UGRUNA" vahset...
 

 
Bursa'da bulunan Bursam Et firmasina ait entegre tesiste hamile bir inek ve karnindan disari cikarilan yavrusunun iskence ile kesildi. Dakikalarca can cekisen annenin karnindan cikarilan yavru, olmeden mezbahadaki et cukuruna atildi. "Hayvan somurusu"nden gelir elde eden bu firmaya Gida Kanunu'na muhalefetten sadece 5600 TL ceza kesildi.
 
BELEDIYELERIN YAKLASIMI ve BARINAKLAR:



Istanbul'un cesitli bolgelerinden belediye ekiplerince toplanan hayvanlar, once para icin kisirlastiriliyor, daha sonra daglik ve ormanlik alanlara atiliyor. Yillardan beri yapilan bu uygulama ile hayvanlar sokaklardan temizleniyor, aclik ve susuzlukla olmeleri isteniyor. Yukaridaki fotograf, onlari ormanda besleyen bir kisinin arabasinin ardindan cekildi. Sizce neden bu kadar coklar ve kosuyorlar?

Belediye barinaklarinda da durum hic ic acici degil. Ilce sokaklarindan file, boyun halkasi ve uyusturucu tufeklerle toplanan kopekler belediye barinaklarina naklediliyorlar, tabii sag kalanlar. Sag kalanlar diyoruz, cunku bu yakalama islemleri veteriner hekim gozetimi olmaksizin, ilacin dozu ayarlanmaksizin yapiliyor. Dozun fazlaligi ya da hayvanin mevcut hastaligi yuzunden anestezik maddeyi kaldiramamasi gibi nedenlerden dolayi cogu ekip kamyonetlerinde oluyorlar.

Barinaga gelen kopekler, hicbir sekilde fiziksel durumlarina, yaslarina, hastaliklarina bakilmaksizin ameliyata aliniyor. Bazen de ameliyat icin belediye hekiminin keyfini beklemek zorunda kaliyorlar, bu da stres altinda gunler gecirmek demek. Ameliyat olan hayvanlar, cogu barinakta karga tulumba tasinarak kafeslerine bir "cuval" gibi gelisiguzel atiliyorlar. Kafes zeminleri genelde islak zeminli oldugu icin "acaba vucut isilari duser mi, biz bu hayvani gelisiguzel attik, kafasi asagida, vucudunden palette kaldigindan dili nefes yolunu tikar da olume sebebiyet veririz" gibi dusunceler tasimadan tabii...
 
HABERLER:

Peta Baskani Newkirk: Cesur Olun, Bakamadiginiz Hayvani Oldurun !


 
Peta Baskani Ingrid Newkirk, Turkiye'de hayvanlar icin otanaziyi savunan konusmalari dernegimizin de tepkisini cekti. AB tarafindan da desteklenen I. Newkirk goruslerine benzer ve Turkiye'de yasalastirmaya calisilan taslakla ilgili goruslerimizi okumak icin tiklayin.
 
Taksim'in simgesi haline donusmus olan Ebru, 12 yasinda oldu.


Yillardan beri Taksim'deki The Marmara Otel'in onunde yasayan Ebru, bir gece aniden rahatsizlandi. Goturuldugu hastanede ise hayatini kaybetti.

Hukumetlerin mayinina cozum: Mayin temizleyici fareler...
 
Turkiye - Suriye sinirindaki mayinli araziyi temizlemek icin bu konuda uzman oldugunu iddia eden uluslararasi bir sirket, "mayinlariniz icin farelerimiz hazir" gibi bir aciklama yapti.

GENEL DURUM:

Insanlik disi uygulamalara devam...


Gecmiste oldugu gibi bu yil da yillardan beri sokaklarda yasam savasi veren kopekler, duyarli (!) vatandaslarin sikayetleriyle belediye ekiplerince toplandi, yillarca yasadiklari sokaklarindan, ailelerinden, arkadaslarindan, onlari sevenlerden koparildi. Cerrahi deneyimleri olmayan belediye ya da yuklenici firma hekimlerince, "para ugruna" ameliyat edildiler. Toplanan bu hayvanlar, hic bilmedikleri, hicbir sekilde yiyecek ve su bulamayacaklari ucra koselere atildi. Bu ucra koseler, genelde yerlesim yerinden cok uzakta olan ormanlik ve daglik alanlardi. Insan yardimiyla beslendikleri icin avcilik yetenekleri korelmis olan bu kopeklerden cogu aclik yuzunden oldu. Duruma adapte olabilen nadir kopekler de avlanmaya calissa da doganin tahrip edilmesi nedeniyle siginacak yer bulamadiklari ve avlayacak bir sey bulamadiklari icin olduler.
 
Zaman zaman da birakilan kopekler, tekrar ekiplerce zehirlendiler ki kimse onlara ulasip da bu cagdisi uygulamalari gun yuzune cikaramasin.



 
Tipki yasarlarken deger goremedikleri gibi olduklerinde de cansiz bedenleri toplanip dozerlerle cukurlar acilarak gomuluyorlar. Turkiye'nin bircok yeri bu toplu ve gizli mezarlarla dolu.
 
Ekonomik kriz hayvanseverleri, hayvanlari da etkiledi.
 
Kisitli butceleriyle hayvanlar icin bir seyler yapmaya calisan hayvanseverler de ekonomik krizden nasibini aldi. Gida, tedavi ve operasyon fiyatlarinin yuksekligi bizler gibi hayvanseverleri zor duruma soktu. Eskiden hayvanlar icin daha cok sey yapabiliyorken su gunlerde onlara daha az yardim edebiliyoruz.
 
Yasa cikti, ama hayvanlar ve hayvanseverler halen magdur.
 
5 senedir yururlukte olan 5199 sayili yasa ne yazik ki ne hayvanlari, ne de onlari korumaya calisan hayvanseverlere yarar sagladi. Bu "koruma" yasasinin varligi hayvanlar icin tahliye kararlarinin cikmasina engel olamadi. Halen evlerde, apartmanlarda bakilan hayvanlar yuzunden hayvan sahipleri bu ve diger yasalar tarafindan magdur edilmekte, sokakta hayvanlara yemek verenler ve onlarla ilgilenenler surekli olarak taciz edilmekte, hatta darp edilmekte. 2006 yilinda da Samsun Hayvanlari Koruma ve Yasatma Dernegi Humeyra Ulubay, kazazede bir kopege yardim ederken sokak ortasinda darp edilmis, bircok kez evine ve baskanligini yaptigi dernek merkezine molotof kokteyli dahil olmak uzere saldirida bulunulmustu. Darp ve cesitli saldirilarla ilgili yaptigi 89 suc duyurusundan, 72'si ise takipsizlikle sonuclanmis.





Yemek yiyebilmek icin toplasan hayvanlar, biz hayvanseverlerden oc almak istenirmiscesine cuvallara doldurulup issiz yerlere atilmakta. Tum bunlar ne yazik ki toplumda "hayvansevmez", hayvan gormeye tahammulu olmayan kesimin arttigini kanitlamakta. Bu sartlarda bazi hayvanseverlere hayvan sorumlulugunu tasimak zor gelmeye basladi ki bazi yurtdisina sahiplendirme yaptigini iddia eden gruplara yanasilmakta oldugunu goruyoruz.
 
Hayvanseverlerin hiziplesmesi hayvanlara zarar veriyor.
 
Yakin zamanda hayvansever kesimde baslayan hiziplesmeler, yeni bir sikayet, dava furyasini tetikledi. Taraflar sayet derneklerse birbirlerini ilgili mercilere sikayet ediyor. Dernek yoneticileri ise birbirleri hakkinda ardarda suc duyurularinda bulunmaktan kendini alamaz hale geldi. Bu yeni sikayet furyasinda en cok zarar gorenler ise tazminata mahkum olan kisilerden cok, hayvanlar oldu.
 
"Post"a gore degerlendirme devam ediyor.
 
Hayvanlarla ilgili degerlendirmelerde halen postlarinin onemli bir kriter oldugu ne yazik ki bir gercek. Hayvanseverler bile cins hayvani, sokak hayvanina tercih ediyor.
 
Doganin tahribati suruyor.

Halen bir spor olarak gorulen avcilik yeni duzenlemelere ve yasaklara karsi hizini kesemiyor. Rekor kirma istegiyle yanip tutusan avcilarin cogunlugu onlerine gelen her hayvani oldurmekten zevk aliyor. Asagidaki fotograf, Erzincan'da kacak avcilar tarafindan vurularak oldurulen 3 yavrulu anne ayiya ait...



Bu kanli "spor"la birlikte yerlesim alanlarinin ormanlar icine zorla sokulmasi, ormanlarin talan edilmesi icin uretilen, insandan farkli diger canlilari yok sayan cozumler, yabanî yasami bitirme noktasina getirdi. Prof. Dr. Eflatun Adam ve Istanbul Universitesi'nden iki akademisyenin avcilarin kisilik ozellikleriyle ilgili yaptiklari arastirmayi okumak icin tiklayin.

SON SOZ...

4 Ekim'de ulkemizde hayvan haklariyla ilgili yasanan gelismeleri sizlere aktarmak isterdik, ama maalesef goruyoruz ki, gun gectikce hayvanlara yonelik tahammulsuzluk, siddet, kotu muamele gittikce tirmaniyor. Durum boyle olunca ne yazik ki 4 Ekim'i bir kutlama gunu olarak goremiyoruz.

Yukarida sizlere aktardiklarimiz, sadece bize ve basina yansiyan hak ihlalleri. Kim bilir, bilmedigimiz ne kadar cok hak ihlali var. Daha ne kadar cok hayvan zehirlenmis, katledilmis, tecavuze ugramistir.

Dunyada hayvan haklari gunu olarak kutlanan bu gunde bile hayvanlarin sorunlari tartisilmiyor, bu sorunlar icin cozum yollari aranmiyor, aksine hayvanlar, toplum (hatta hayvanseverler icin bile) icin birer sorun olarak kabul ediliyorsa, hak mucadelesi konusunda katedecek daha cok yolumuz var demektir.

4 Ekim gunlerini kutlayabilecek toplumsal
bilince ulasabilmek umuduyla !..